Sünnetin Tarihçesi

Sünnet kelime olarak Arapça kökenli olup, adet, yol, davranış anlamına gelmektedir. Erkek çocuklar için ya da erkek çocuk sahibi olan aileler için sünnet adeta bir mutluluk ve gurur abidesidir. Küçük yaşta ki erkek çocukların biraz korku, biraz heyecan içerisinde gerçekleşen bu adet aslında erkek çocuklarının toplumsal hayatta daha huzurlu, daha sağlıklı hissetmesini sağlamaktadır.

Sünnetle ilgili pek çok teori bulunmakta ise de, tam olarak nerede, ne zaman ve nasıl ortaya çıktığı bilinmemektedir. Sünnet, yazılı tarihten önce başlamıştır. Uygulamanın kaynağı, tarihin derinliklerinde kaybolmuştur. Erkeklerin sünneti Yahudi inancında dinen mecburidir, pek çok Müslüman topluluğu ve bazı Hıristiyan topluluklarında ise gelenekselleştirilmiştir. Erkek sünneti ABD, Türkiye, Güney Kore ve Filipinler'de de uygulanmaktadır. Her yıl 13 milyondan fazla erkek çocuğu sünnet edilmektedir.

Yahudilikte Sünnet
Sünnet Yahudi dini inancında büyük yer tutar. Kutsal kitaplarına göre, Tanrı, elçisi İbrahim aracılığı ile Yahudilerle arasında "Akide" adı verilen anlaşmayı yapmış ve bu anlaşmanın delili olarak da İbrahim ve halkına sünnet olmalarını emretmiştir. Bu inanışın gereği olarak Yahudiler, doğumdan kısa bir süre sonra erkek bebeklerini sünnet ederler.

Hıristiyanlıkta Sünnet
Yahudiler arasında doğan Hıristiyanlık inanışında da sünnet önceleri tartışma konusu olmuş, ancak havarilerin ve özellikle de Paul'un "gereksiz" olarak görmesi nedeniyle dini bir gereklilik halini almamıştır. Ne var ki Mısır'daki Kıpti topluluğu gibi Afrika'daki bazı Hıristiyan gruplar, ABD'deki bazı Protestan mezhepler ve Filipinler'deki Katolikler ise sünneti erkekler için dinen gerekli olarak kabul ederler.

İslamiyette Sünnet
Kuranı Kerim’de sünnetle ilgili herhangi bir ifade yer almaz, ayrıca İslamiyet'in ilk yıllarında sünnet tartışma konusu da olmamıştır. Bu sıralarda Arapların sünneti ne oranda uyguladıkları bilinmemektedir. Bugün Müslümanların büyük çoğunluğu sünneti dinen gerekli görürler. İslam inanışına göre peygamber sünnetli doğmuştur.

Sünnetle ilgili dini yorumların, bulunulan coğrafi bölgeye göre değişmesi (Mısır'lı Hıristiyan Kıptiler örneğinde olduğu gibi), uygulamadaki temel belirleyicinin din değil coğrafya (Asya'ya uzanan Sahara çöl kuşağı) ve bununla bağlantılı ataerkillik olduğunu göstermektedir.

İslam Kültüründe Sünnet
Araplarda sünnet törenleri eğlenme için  bir vesile sayılmıştır. Ashabı kiram sünnette ziyafet verir eğlenirlerdi. Abdullah İbn Abbas, Mekke'de oğlunun sünnetinde oyuncular çağırmış  ve kendilerine dört dirhem kadar ücret ödemiştir. Eğlenceye iştirak konusunda titiz olan Abdullah b. Ömer, sünnet yemeklerine iştirak ederdi. Abdürezzak'ın bir rivayetine göre, Hz. Ömer hilafetinde ne zaman bir def sesi duysa "evlenme mi var yoksa hitan mı?" diye sorar, bunlar için düzenlenen eğlencelere ses çıkarmazdı. Genellikle çocuklar 3-7 yaşlarında sünnet edilir, sünnetin yapılacağı günde güzel  elbiseler giydirilir ve at üzerinde dolaştırılırdı. Evliya Çelebi'ye göre, Mısır'da erkek çocuklar 5-6 yaşlarında  sünnet edilirler. Genellikle masrafı azaltmak için sünnet gruplar  halinde yapılır.

Türk Kültüründe Sünnet
Kültürümüzde sünnet hem dini, hem de geleneksel bir görev olarak görülmektedir. Kültürümüz de sünnet ve düğünü aileler için ilk mürüvvet olarak görülmekte büyük bir organizasyon ile gerçekleştirilmektedir. Özellikle çok çocuklu aileler, çocukların hepsini birden sünnet ettirmek için uygun bir zamanı beklerler ve bu zaman genellikle yaz aylarında olmaktadır.

Bugün sünnet düğünü özellikle büyük kentlerde değişik bir nitelik kazanmıştır. Salon tutup düğün yapanlar yanında sade törenleri tercih edenler de vardır. Doğumdan bir süre sonra sünnet ettirme de oldukça yaygındır. Günümüzde artık hem yasal zorunluluk gereği hem de sağlık açısından sünnetler bu işin eğitimi almış uzmanlar ve doktorlar tarafından yapılmaktadır.

Türkiye'de sünnet merasimleri genellikle yemekli, yapılmaktadır. Sünnet çocuğunun yatağı gelin odası gibi süslenir.  Başucuna işlemeli bir mahfaza içinde Kur'ân-ı Kerim  asılır. Etrafına güzel kokular serpilir. Ailenin maddî  durumuna göre çocuk sırmalı, işlemeli,  nazarlıklı başlık ve elbise giyer. Külah ve omuzdan  koltuk altına uzanan bir kuşak üzerinde Maşallah  yazılır.

Davetlilerin sünnet olana hediye getirmesi veya zarf  içinde para vermesi âdet olmuştur. Hediyeler çocuğun  yatağına veya yastığının altına  bırakılır.

Kirve
Kültürümüzde yörelere kirvelik geleneği de sünnet düğünlerinde oldukça yaygındır. Kirvelik kısaca birbirine ekonomik ve sosyal olarak eş konumunda bulunan iki ailenin, ailelerden birinin sünnet töreni masraflarını karşılamasıyla oluşan bir sanal akrabalık kurumu olarak tanımlanmaktadır.

Kirve, sanal akrabalık kurulacak olan ailenin erkek çocuğunu sünnet esnasında kucağına alarak çocuğun acı çekmemesi için destekte bulunacak ve aynı zamanda törenin ekonomik giderlerine kısmen de olsa katkıda bulunacak olan kişidir. Kirvelik kurumu aracılığıyla nasıl çocuklarını birbiriyle evlendiren kimseler bir hısımlık ilişkisi içerisinde iseler, birbiriyle kirvelik ilişkisi içerisine giren ailelerde kalıcı bir dostluk ilişkisi kurarlar. Kirvelik kurumunun çıkış noktası hakkında elimizde yeterli bilgi bulunmamaktadır. Kirvelik kurumu geçmişte daha yaygın olmasına karşın günümüzde de halen geçerliliğini sürdürmektedir.


Yukarı